Kasaba sonsuz bir neonla yaşıyordu.
Reklam hologramları yağmuru renk kırıklarına doğru kesiyor, gök-arabalar kulelerin arasında tembel avcılar gibi süzülüyor, sokağın alt seviyesinde ise her şey yapış yapış, karanlık ve acı verici şekilde canlıydı —
evrenin içinde bir gram adalet kalsaydı var olmaması gereken tipler için ideal ortam.
Pislik, buhar, yanık elektrik kokusu — geleceğin yanlış sapağa girip özür bile dilemeden devam ettiği klasik bir çukur.
Üç Meme™ barı, iki yarı yıkık bina arasında sıkışmış, kimsenin patlatmaya cesaret edemediği irinli bir çıban gibi duruyordu.
İçerisi karanlıktı, dumandı.
Hava; alkol, ucuz roket yakıtı ve “senin olmayan ama sen iki saniyeden fazla göz teması kurarsan kesinlikle senin olmaya çalışacak” türden dertlerle doluydu.
Paralı askerler, suçlular, kelle avcıları — hepsi sessiz.
Her biri kendi kişisel varoluş çöp yığınının başında oturuyor, elleri içkilerinden çok silahlarına yakın duruyordu.
Zeros bar tezgâhında oturuyordu, kollarını kavuşturmuş.
Bakışı boştu. Bitik.
Barın üstündeki holografik ekrana bakıyordu — umursadığı için değil, bakacak daha değerli hiçbir şey olmadığı için.
Ekran bir anda daha da parladı.
NETFIST™ sunar — Evrenin en popüler filmi: “ARIM BALIM DROİDİM!”
Ekranda bir adam, kusursuz güzellikteki androidin göğsüne ağlıyordu.
Müzik o kadar şekerliydi ki, tek başına organ yetmezliğine sebep olabilirdi.
Aşk. Drama.
Gerçek hayat yerine boşluğu tıkamak için yalnız salakların saatlerce binge-watch yaptığı o duygusal çöplerin hepsi.
Beyin hasarı seviyesinde heyecanlı bir ses duyuldu:
“Hemen abone olun, %25 İNDİRİM kazanın!”
Altında, parıldayan bir uyarı kayıyordu:
“Aşk, ŞİFRE PAYLAŞMAK değildir!”
Zeros başını yavaşça çevirdi.
“…Ne boktan bir saç yığını…”
Yumruğunu tezgâha indirdi.
Metal göçtü, derin bir çukur oluştu.
Bardaklar hopladı, içkiler taştı, birkaç kafa ona döndü — tam bir saniye.
Sonra herkes yine kendi bokuna döndü.
Kimse bela istemiyordu.
Hele onun gibisiyle hiç.
Zeros ayağa kalktı, dışarı çıktı.
Ona bakınca insanın aklına mühendisler gelmiyordu —
daha çok sinirli, yılların deneyimine sahip bir sadistin “ölçülülük” kelimesine bir kez bakıp,
“Hah… siktir ol git!” dediği bir tasarım.
Bedeni ağırdı, zırhlıydı.
Her panel, her yara izi — her çizik — bir hikâye, muhtemelen de en az bir ceset demekti.
Göğüs plakasının formu balistik yeleği andırıyordu ama artık koruma amaçlı değildi.
Dünya için bir hatırlatmaydı:
“şu anda yürüyen bir kıyametin huzurundasın.”
Dikiş aralarından kablolar, güç hatları atıyordu —
sanki içinde bir kompresör, hidrolik yerine soğuk ve kıvamlı nefret pompalıyordu.
Yüzü metaldendi — çekiçle ezilip şekil verilmiş, heykeltıraş değil balyoz işi.
Duygu yok.
İnsaniyet hiç yok.
Keskin hatlar, soğuk, boş bir ağız —
evrendeki her bahaneyi dinleyip hepsine tek bir yanıt bulmuş bir şeyin ifadesi:
“Senden nefret ediyorum.”
Ve gözler…
O gözler öyle vahşi bir kırmızıyla parlıyordu ki, ağzını açarsan aptalca bir şey söylediğin için ölmezdin —
on yard içinde bulunma hatanı yüzünden ölürdün.
Bakışı açıkça şunu söylüyordu:
“Ağzını aç — öl.
Açma — öl.
Haydi lan, ölümünü seç.”
Omuzlarında uzun bir kapüşonlu pardösü vardı — ağır, kirli, bazı yerleri yanmış, sahibi sanki ateşle oynamayı patolojik bir zevk haline getirmiş gibiydi.
Pardösü kıyafet gibi durmuyordu —
daha çok “yıkım yapma hakkına sahiptir” onaylı bir belge gibi duruyordu.
Altında kayışlar, şarjörler, bandoller…
Zeros öyle fazla mühimmat taşıyordu ki, sanki mermi takmıyordu —
yanında küçük bir savaşı sürüklüyordu.
Gerekirse bunu yıldızlararası savaşa çevirecek kadar da hazır.
Ve hepsi kusursuz bir düzenle yerleştirilmişti — psikopat gibi değil, hedefi asla ıskalamayan biri gibi.
Hatta eli — o dev, siyah mekanik el — silahının üstünde duruyordu;
plazma tabancası sanki duygusal hâlinin fiziksel uzantısıydı.
Eğer resmi bir tehlike sınıfı olsaydı, “ÖLDÜRÜCÜ TEHDİT” olmazdı.
Hayır.
“Yaklaşma.
Konuşma.
Hatta mümkünse nefes alma.”
Çoğu android, robot, yapay zekâ — arkadaşçadır, itaatkârdır, yardım etmek için programlanmıştır.
Bu ise sanki şaka olsun diye üretilmişti —
aptalca bir şaka —
aktivasyondan beş saniye sonra tüm komik tarafı tükenen bir şaka.
Ve şimdi bu metal hıyar dünyada dolaşıyordu.
